Münasip kökü nedir ?

Halide

Global Mod
Global Mod
Münasip Kökü: Zamanın Ötesinde Bir Arayış

Geçenlerde, eski bir köyde büyümüş olan bir arkadaşım bana bir hikâye anlatmıştı. O kadar ilginç ve anlamlıydı ki, hala üzerinde düşündükçe bu hikâye beni etkisi altına alıyor. Kendimi, köyün kuytu köşelerinden birinde, geçmişin izlerini süren bir yolculuk yaparken buldum. İzin verirseniz, bu yolculukta sizleri de yanımda götürmek istiyorum.

Bir zamanlar, Anadolu'nun küçük bir köyünde, insanlar sadece doğanın sunduklarıyla değil, kelimelerle de yaşamlarını şekillendiriyorlardı. Köyün her bir köşesinde, çok eski kelimelerin derin anlamları vardı; bu kelimeler, hayatı anlatmak için kullanılan basit ifadeler değil, her biri içinde bir evren barındıran kavramlardı. Bunlardan biri de "münasip" kelimesiydi.

Münasip: Bir Kelimenin Peşinde

Münasip, bir şeyin uygun, yerinde, doğru olduğu zaman kullanılırdı. Bu kelimenin kökünü anlamak için köyün bilge kadını, Zeynep Nine’ye gitmek gerekiyordu. Zeynep Nine, yıllarını bu köyün gelenekleri ve kelimeleri üzerine düşünerek geçirmişti. Herkes ona danışır, doğruyu ve yanlışı sorardı. Zeynep Nine’nin köydeki evinde ise her şeyin bir anlamı vardı. Hatta odasında bile bir düzen vardı; her kitap, her eski yazma, her halı, her tablo, hepsi bir zamanın ve düşüncenin izlerini taşırdı.

Bir gün, bir grup genç, köyün meydanında Zeynep Nine’nin yanına gitti. Onlar, sadece "münasip" kelimesinin anlamını değil, aynı zamanda hayatlarına nasıl yön vereceklerini de öğrenmek istiyorlardı. Bu, bir anlamda, günümüzün problemlerine karşı bir çözüm arayışıydı. Zeynep Nine, sakin bir şekilde konuşmaya başladı:

“Münasip, yalnızca bir kelime değil, bir anlayıştır. Bu kelimeyi doğru kullanabilmek için, insanın içindeki dengeyi bulması gerekir. O denge, her şeyin yerine, zamanına ve amacına uygun bir şekilde yerleşmesidir. İşte o zaman, bir şey ‘münasip’ olur.”

Münasip Olmak: Erkeklerin ve Kadınların Perspektifinden

Günümüzün toplumunda, “münasip” kelimesi genellikle evlilik, ilişki ve toplumsal düzenle ilişkilendirilse de, aslında çok daha derin bir anlam taşır. Zeynep Nine, bu kelimenin kökünü tartışırken, insanların farklı bakış açılarına sahip olduğunu vurguladı. O an, grup içinde kadınlar ve erkekler arasında doğrudan bir fark göze çarpmaya başladı.

Erkeklerden biri, metinlerden çok pratik çözümler arayan bir yaklaşım sergileyerek, "Peki, münasip olmanın bir yolu var mı? Bir kişi nasıl ‘münasip’ olabilir?" diye sordu.

Zeynep Nine, bu soruyu alırken derin bir nefes aldı ve gözlerini yere çevirdi. “Münasip olmak, bir kişinin stratejik olarak durumu anlamasıyla ilgilidir,” dedi. “Erkekler, genellikle çözüm odaklı olurlar, değil mi? Bu yüzden, ‘münasip’ olmak, stratejik bir düşünme ve uygun adımlar atmayı gerektirir. Bir plan yaparsınız ve ona sadık kalırsınız. Bu da bir anlamda, dengeyi bulmak demektir.”

Kadınlardan biri ise, Zeynep Nine’nin bu görüşüne eklemede bulundu: “Ama bazen, çözüm aramak değil, ilişkilerdeki duygusal bağları hissetmek daha önemli olabilir. Münasip olmanın içinde empati, başkalarının duygusal ihtiyaçlarını anlamak da vardır.”

Zeynep Nine gülümsedi. “İşte münasip olmak, her iki yaklaşımdan da öğeler barındırır. Erkeklerin çözüm odaklı düşünme biçimi ve kadınların ilişkisel empatiyi kullanmaları, birbirini tamamlar. Bir kişi, yalnızca mantığıyla ya da duygularıyla hareket ederse, dengeyi bulması zorlaşır.”

Tarihsel ve Toplumsal Perspektif: Münasipliğin Evrimi

Zeynep Nine’nin konuşmalarını dikkatle dinlerken, bir düşünce kafamda beliriverdi: Münasip olmak, zamanla toplumsal normların şekillendirdiği bir kavram mıydı? Tarihe bakıldığında, “münasip”lik, toplumun dayattığı kurallar ve rollerle sıkı bir bağ içindeydi. Geçmişte, aile yapısı, toplumsal ilişkiler ve evlilik gibi kurumlar, “münasip” olma kriterlerini belirliyordu. Ancak zamanla, bu kelimenin anlamı daha genişlemiş ve kişisel farkındalıkla, bireysel tercihlerle şekillenir hale gelmişti.

Bir örnek vermek gerekirse, 18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda evlilik, sadece iki bireyin değil, daha çok iki ailenin birbirleriyle uyum içinde olmasını gerektiren bir olaydı. Dolayısıyla, bir kişinin “münasip” olup olmadığı, ailesinin sosyal statüsüne, ekonomik durumuna ve ilişkilerin doğasına bağlıydı. Günümüzde ise, “münasip” olmak, bireylerin içsel bir dengelerini bulmalarına, toplumsal normların ötesine geçebilmelerine dayalı bir kavram olarak daha özgürleşmiş durumda.

Münasiplik ve Günümüzün Toplumsal Yapısı

Şu anda, bu eski kelimenin bize ne söylediğini düşünüyordum. Bugün, özellikle genç nesil, "münasip" olmanın, yalnızca bir toplumun dayattığı kısıtlamalarla değil, bireysel değerler ve içsel dengeyle ilişkili olduğunun farkına varıyor. Münasiplik, sadece doğru olanı yapmak değil, doğru olanla birlikte kalpten bir uyum yakalamaktır. Bu, belki de herkesin kendini bulduğu, kendine ve başkalarına saygı duyduğu bir yerleşim alanıdır.

Hikâyenin sonunda, Zeynep Nine, gençlere şu cümleyle veda etti: “Münasip olmak, sadece bir karar değil, bir yolculuktur. Bu yolculukta, çözüm odaklı düşünmek ve duygusal bağları anlamak, birbirini tamamlayan iki önemli adımdır.”

Sizin Perspektifiniz Nedir?

Hikâyenin sonuna geldiğimizde, aklımda kalan bir soru var: Münasip olmak, toplumsal beklentilerle mi şekillenir, yoksa kişisel farkındalık ve içsel dengeyle mi? Bu soruyu sizlere bırakıyorum; belki de herkesin kendi yolculuğunda farklı cevapları vardır. Peki, sizce “münasip” olmak ne demek?